
ORGAN BAĞIŞLARINIZLA YARDIM ELİNİZİ UZATIN; YAŞAM DEVAM ETSİN! ORGANLARINIZI BAĞIŞLAYIN EN AZ 8 KİŞİYE YAŞAMA OLANAĞI SAĞLAYIN… 
Organ Bağışlayacağım, Ama…" Bağışlamak istiyorsunuz, ama aklınıza takılanlar var. İşte cevapları… ORGAN NAKLİNİN TARİHÇESİ Dünyada : Tarih öncesinden bu yana güncelliğini koruyan organ nakli, dünyada modern anlamda ilk kez Macar kökenli bir cerrah olan Dr. Ullman tarafından Viyana’da 1902 yılında hayvanlar üzerinde böbrek nakli ile denenmişti. Daha sonra 1933 yılında Dr. Voronov tarafından Sovyetler Birliği’nde, kadavra böbrek (ölü organı) ile gerçekleştirildi. Bu alandaki çalışmalara 1950′li yıllarda hız veren ABD bilim adamları başarılı organ nakilleri yaparak, organ naklini normal bir tıbbi uygulamaya dönüştürdüler. Türkiye’de : ise, ilk kez 1969 yılında Ankara ve İstanbul’da iki kalp nakli yapıldı, ancak başarılı sonuç alınamadı. İlk başarılı organ nakli ise 3 kasım 1975 yılında Dr. Haberal ve ekibince Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde bir anneden oğluna yapılan canlıdan canlıya böbrek nakli olmuştur. 1978 yılında ise, ülkemizin en çağdaş yasalarından biri olan Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakline İlişkin 2238 sayılı yasa çıkarılmış ve organ naklinin yasal çerçevesi belirlenmiştir. Yasanın yürürlüğe girmesinden bir ay sonra ilk kadavradan böbrek nakli gerçekleştirildi. 1990 yılında ise birer ay arayla Avrupa ülkeleri arasında ilk kez ülkemizde çocuklarda akrabalararası karaciğer nakli ile, dünyada ilk kez yetişkenlerde akrabalararası karaciğer nakli gerçekleştirildi. Bugüne kadar ülkemizde yaklaşık 4800 böbrek, 320 karaciğer, 75 kalp, 1 pankreas, 6000 kornea ve 600 kadar da kemik iliği nakli yapılarak yurttaşlarımız sağlığına kavuşturuldu.
Organ Bağışı Çoğumuzun merak ettiği ancak çok ta yakın duramadığı, gündemde tutulmayan bir konu organ bağışı.. Beyin ölümü gerçekleşmiş kişinin ölmeden önce kendi isteği ve şahitler ile bir tıp kurumunun onayıyla veya beyin ölümü gerçekleştikten sonra yakınlarının onayıyla, organ değişimine ihtiyacı olan bir hastaya organ nakli için gerekli organını organlarını vermesine, bağışlamasına Organ Bağışı diyoruz. Hangi Organlar Bağışlanabilir? Sağlıklı her organ bağışlanabilir. Ülkemizde kalp, akciğer, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi organlar; kalp kapağı, gözün kornea tabakası, kas ve kemik iliği gibi dokular başarıyla nakledilebilmektedirler. Bir kişi organlarını bağışlayarak bir çok insana yaşama şansı verebilir.

Organ Bağışını Kimler Yapabilir? 1979 tarih ve 2238 sayılı yasa gereği organ bağışı yapılabilmesi için 18 yaşını doldurmuş olmak ve bu dileğinizi iki tanık huzurunda sözlü olarak yapmanız, ayrıca bunun bir hekim tarafından tasdik edilmesi yeterli olacaktır. Bunun için en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak "Doku ve Organ Bağış Belge"nizi alabilirsiniz. Organ ve Doku Nakli Hizmetleri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin de en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Organ Nakli Kimlerden Yapılır? Organ ve Doku nakli, canlıdan ve kadavradan olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilmektedir. 1. Kadavra donör (verici) : Trafik kazası, kurşunlanma, beyin kanaması vb. nedenlerle yoğun bakımda tedavisi devam ederken beyin ölümü denilen geri dönüşümsüz beyin hasarı gelişmiş hastaların organları bağışlandığı takdirde bunlar kadavra donör olarak tanımlanmaktadır. 2. Canlı donör : Organ nakli gereken hastanın eşi veya yakın akrabaları doku, kan grubu vb. uyum mevcut ise organ bağışında bulunabilmektedir. Bunlar canlı donör olarak tanımlanmaktadır.Böbrek ve karaciğer canlıdan nakil yapılabilen organlardır. 
BEYİN ÖLÜMÜ NEDİR? Beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının irreversibl (geri dönüşümsüz) olarak kaybolmasıdır.Beyin ölümü gerçekleşen kişide solunum ve dolaşım ancak yoğun bakım koşullarında ventilatör gibi destek makinelerine bağlanarak sürdürülebilmektedir.Solunum ve kalp atılımları yapay olarak sürdürülebilirken, beyin fonksiyonları yapay olarak sürdürülemez.Bu nedenle kişi beyni öldüğü zaman tıbben ölü kabul edilir.Yoğun bakım ünitelerinde verilen tüm tıbbi desteğe rağmen ortalama 24-36 saat sonra beyin dışındaki fonksiyonlarını kaybederler.Beyin ölümü tanısı almış kişilerin hayata dönmesi mümkün değildir.Beyin ölümünün gerçekleşmesinden sonra bu kişiler kadavra donör olarak adlandırılır. Bu donörlerde en kısa süre içerisinde (organlar fonksiynlarını kaybetmeden önce) organların alınarak bekleyen hastalara nakledilmesi gereklidir. Beyin Ölümü İle Bitkisel Hayat Arasındaki Fark Nedir? Beyin ölümü ile bitkisel hayat kavramları birbirinden farklıdır. En önemli fark, bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir.Bu hastalar aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda iyileşerek normale dönebilmektedir. Beyin Ölümü ile bitkisel hayat kavramları birbirinden farklıdır.En önemli fark, bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir. Bu hastalar aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda iyileşerek normale dönebilmektedir. Beyin ölümünü, çok basit bir benzetme ile vazodaki çiçeğe, bitkisel hayatı ise saksıdaki çiçeğe benzetebiliriz.Vazodaki çiçek istesek de istemesek de birkaç gün sonra solacak ve kuruyacaktır.Oysaki saksıdaki çiçek suladığımız müddetçe solmayacaktır. Ülkemizde Organ Nakli Organ nakli ülkemizde ilk kez 1969′da Ankara ve İstanbul’da yapılan iki kalp nakli ile gerçekleşmiştir. Hemen ardından konuyla ilgili hayvanlar üzerinde organ nakil çalışmaları 1970 yılında Hacettepe üniversitesinde başlamıştır. Günümüzde de en yaygın organ nakillerinden biri olan böbrek nakli 3 Kasım 1975 tarihinde bir annenin böbreğinin çocuğuna nakil edilmesiyle başlamıştır. Organ bağışı konusundaki kadavradan nakil işlemi 10 Ekim 1978 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Aynı tarihlerde konuya olan ilginin arttırılması amacıyla konu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşınmıştır. Meclis, Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklama öncesinde 1979′da onaylamış ve meclis gündeminde tutmuş, konun yaygınlaşması için çalışmalar yapmıştır. Aynı yıllarda tüm gazetelerde ilgili başlıklar halka duyurulmuş Organ Nakli ve Organ Bağışının önemi halka aktarılmıştır. Sonrasında insanların akıllarında bu konunun canlı tutulabilmesi ve organ bağışı’nın yaygınlaştırılması için organ bağışı kartları kullanıma başlanmıştır. 1987 Yılında “Ortadoğu Organ Nakil Derneği” ile yılda ikişer kez büyük kongreler düzenlenerek konu daha da yaygınlaştırılmış ve desteklenmiştir. Dünyada 1967′de gerçekleştirilen karaciğer naklinin 21 yıl sonrasında ülkemizde de bu nakil başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. 1990 Yılında yine konunun yaygınlaştırılması ve desteklenmesi adına bu konuda birçok başarıya imza atmış Prof. Dr. Mehmet Haberal ve arkadaşları tarafından “Türkiye Organ Nakli Derneği” kuruldu. 1990′da aynı ekip dünyada bir ilki başararak ilk defa canlıdan kısmi karaciğer naklini gerçekleştirdi.. 1990 Yılından sonra günümüze kadar dünyadaki tüm gelişmeler takip edilmiş ve organ bağışı yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı her zaman organ bağışının yanında durmuş ve müslümanlık dinine aykırı olmadığını belirtmiştir. 2001 Yılında dönemin bakanı Osman Durmuş tarafından Ulusal Koordinasyon Merkezi kurulmuş ülkemiz organ nakli konusunda 6 merkez bölgeye ayrılıp organ temini daha düzenli ve hızlı hale getirilmiştir. Organ - DokuKadavraCanlıToplam (2001)Böbrek109136224709Karaciğer24962311Kalp74074Kalp Kapakçığı1610161Pankreas101Kornea536205362Kemik0298298 Organ - DokuBekleyen Hasta Sayısı (2003)Böbrek6060Karaciğer430Kalp146Kalp Kapağı9Akciğer4Kalp-Akciğer27Pankreas16Kornea4958Kemik İliği282 Türkiye’de ilk başarılı organ nakilleri ne zaman yapılmıştır ? 1975 CANLI DONÖRDEN BÖBREK NAKLİ 1978 KADAVRADAN BÖBREK NAKLİ 1988 KADAVRADAN KARACİĞER NAKLİ 1989 İLK BAŞARILI KALP NAKLİ 1990 CANLI AKRABADAN KISMİ KARACİĞER NAKLİ 1991 KALP KAPAĞI NAKLİ 1998 KADAVRA KARACİĞERİ İKİYE BÖLÜNEREK İKİ KİŞİYE NAKLİ. Bugün Organ Naklinin Durumu Ülkemizde kadavradan yapılan organ bağışı rakamları hala dünyanın çok gerisinde. Türkiye’de yapılan organ bağışları arasında % 21.8 lik oran ile İzmir başı çekiyor. Ülkemizde organlarını bağışlayanlar arasında % 35.4’lük oranla 18-27 yaş arası grup başı çekiyor. Bu gençleri % 26. 7 ile 28-37 yaş arası grubu takip ediyor. Organını bağışlayan vatandaşlarımız arasında İzmir % 21.8 ile birinci sırada. Onu; % 13.4 ile İstanbul, % 8.3 ile Aydın, % 6.8 ile Denizli, %5.3 ile Antalya izliyor. Türkiye’de halen kalp nakli için 12, karaciğer nakli için 17, böbrek nakli içinse 25 tıp merkezi hizmet veriyor. 11 göz bankası ve ilik nakli yapabilen 21 adres var. ORGAN BAĞIŞINDA NEREDEYİZ?
Bir ülkenin organ bağışı konusundaki başarısını gösteren en önemli veri, yoğun bakım ünitelerinden çıkan organ bağış vakalarının nüfusa oranlanması. Bu oran, teknik olarak, “milyon nüfus başına kadavradan donör” olarak niteleniyor. • Avrupa’da “milyon nüfus başına donör” oranı, ortalama 15-20. Yani, her 1 milyon nüfus için 15 ila 20 kişide, beyin ölümü tanısı konuyor ve organ alımı gerçekleştiriliyor. • İspanya bu açıdan tam bir başarı öyküsü. İspanya’da donör sayısı milyon nüfus başına 36. • Komşu Yunanistan, bu konuda biraz bize benziyor. Yunanistan’da milyon nüfus başına donör sayısı altı. • Türkiye İspanya kadar başarılı olsaydı, hastanelerimizde her yıl bin 600’dan fazla organ bağışı gerçekleştirilmesi gerekirdi. Oysa, 2005’te bu sayı sadece 153 oldu, 2006’da ise 143. • Yani Türkiye’nin “milyon nüfus başına donör” oranı, sadece 2.2. Türkiye bu rakamla, Avrupa’nın en gerisinden gelen ülkelerden biri. YILLARA GÖRE DONÖR SAYILARI
2000: 46 2001: 89 2002: 102 2003: 105 2004: 135 2005: 153 2006: 143 Türkiye’de organ nakli bekleyen kaç hastanın olduğu tam belgelenemiyor. Uzmanlar ve uzman hastanelerden alınan bilgilerle Sağlık Bakanlığı’nın verileri arasında farklılıklar var. Sağlık Bakanlığı’na göre organ naklinde tablo şöyle: YILLARA GÖRE NAKİL BEKLEYEN HASTA SAYILARI BöbrekKaraciğerKalpKalp kapağıAkciğerKalp-AkciğerPankreas20014526414 19915043020026060430 14694271620036501351 19164 1236520048536 759 183912535200511676930 205302655 ORGAN BAĞIŞINDA DURUM DÜZELTİLEBİLİR Mİ? Evet! Bunun en iyi kanıtı Ege ve Akdeniz bölgesindeki çalışmaların verdiği olumlu sonuç. Türkiye ortalamasında “milyon nüfus başına donör” oranı 2.2 iken, İzmir ilinde bu 16, Ege bölgesinde 6.9. İzmir’deki hastaneler, 2001’de Türkiye’nin organ bağışlarının yüzde 32’sini sağlarken, 2004’te bu oran yüzde 45’e çıktı. Ege ve Akdeniz bölgesinde bu başarı grafiğinin arkasındaki en önemli unsur, bölgede görevli bir hekimlerin bilinçli ve gönüllü çalışması. Organ bağışının artmasında hekimlerin rolünü, dönemin Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Bekir Keskinkılıç şöyle dile getiriyor : “Hekimler olarak kabahati biraz da kendimizde aramamız lazım. Eğer biz yoğun bakımlarda son ana kadar hayatını kurtarmaya çalıştığımız insanları doğru değerlendirebilsek ve onları kurtarma şansını elimizden kaçırdığımız anda organ bağışı için düşünsek çok daha fazla organ çıkarabiliriz. Eksiğimiz orada. Eğer bizim yoğun bakım sorumlularımız bakmakta oldukları hastaların beyin ölümlerinin gerçekleşebileceğini akıllarında tutarlar ve buna hazır olurlarsa sonuçta beyin ölümünü daha çok tespit eder, ailelere daha çok sorar, daha çok organ da alırız.” 
Organ Bağışı Nasıl ve Nerelere Yapılır? Yasalara göre herkesin, iki tanıkla birlikte, kendisi öldükten sonra organlarını bağışladığını belirten bir belgeyi doldurarak imzalamasıyla ve bu belgeyi yetkili kurumlara teslim etmesiyle yapılmış olur. Bu belgeler yetkili kurumlarca hazırlanmış olabileceği gibi, kendilerinin hazırladığı bir belge de olabilir. Ayrıca sürücü belgesi alan kişiler, belgede “organlarımı bağışlıyorum” bölümünü işaretlemiş olmakla, organlarını bağışlar. Organlarının tümü, biri ya da birkaçı bağışlanabilir. Bu seçenekler bağış belgelerinde vardır. Bağış Belgesi, yetkili sağlık kuruluşlarının kayıtlarına geçer. Kişi bu belgeyi yanında bulunduracak olursa, ölümü halinde bağış vasiyeti yerine getirilir. Kişi bağış kararı aldıktan sonra vazgeçebilir, bunun için belgesini imha etmesi veya yanında organlarını bağışlamadığını beyan eden bir belge taşıması yeterlidir. Kişi organ bağışı yapmak istemediğini bir belge ile belirten kişiden hiçbir koşul altında organ alınması mümkün değildir. Organ bağışlamak tam anlamıyla kişinin iradesiyle ve gönüllü biçimde yapılan bir insani davranıştır. Organ Bağışı; Sağlık Müdürlüklerinde, Hastanelerde, Emniyet Müdürlüklerinde (Ehliyet Alımı Sırasında), Organ Nakli Yapan Merkezlerde, Organ nakli ile ilgilenen Vakıf, Dernek vs. kuruluşlarda yapılabilir. Özetle ; Organ Bağışı: Sağlık Müdürlerinde, Hastanelerde, Emniyet Müdürlüklerinde (Ehliyet Alımı Sırasında), Organ Nakli Yapan Merkezlerde, Organ nakli ile ilgilenen Vakıf,Dernek vs. kuruluşlarda yapılabilir. 
Yasa Ne Diyor? Canlıdan organ nakli için kişinin 18 yaşını doldurmuş bulunması, akli dengesinin yerinde olması şarttır. Canlıdan organ naklinde, verici kişinin maddi bir çıkarı olması ve/veya bu durumu bilen doktorun organ nakli yapması suçtur. Kadavradan organ naklinin yapılabilmesi için beyin ölümü belgesinin hazırlanmış olması, kişinin sağlığında organlarını bağışlaması, bağışladığına dair bir belge yoksa yakınlarının rızasının alınması şarttır. Kişinin ölümü anında yanında herhangi bir yakını yoksa, ve üzerinden organlarını bağışlamadığına dair bir belge çıkmazsa, 2594 sayılı yasa, organlarının alınmasına izin vermektedir. Ölünün fizik bütünlüğünü değiştirmeyen organlar, (örneğin kornea) herhangi bir bağış ya da izin aranmaksızın nakil için alınabilir. Organ alımı, satımı, bunun ticaretinin ya da reklamının yapılması ağır ceza gerektiren bir suçtur. Adli nedenlerle ölen kişilerin organları nakil için çıkartılırken yapılan ameliyattaki bulgular adli rapora eklenir ve otopsi bu ameliyattan sonra gerçekleştirilir. Adli işlemler organ nakli için yapılan işlemleri geciktiremez. ORGAN VE DOKU BAĞIŞI İNSAN SAYGINLIĞIDIR. Organ bağışı yapan kişinin organlarının hangi durumda ve ne şekilde alınacağı 2238 sayılı yasada (Ölüm Halinin Saptanması-Md. 11 ve Hekimlere İlişkin Yasak İşlemler-Md. 12) açıklanmıştır: Madde 3- Bir bedel veya başkaca çıkar karşılığı organ ve doku alınması ve satılması yasaktır. Madde 4- Bilimsel, istatistiki ve haber niteliğindeki bilgi dağıtımı halleri ayrık olmak üzere, organ ve doku alınması ve verilmesine ilişkin her türlü reklam yasaktır. Madde 5- Onsekiz yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden Organ ve Doku alınması yasaktır. Madde 6- Onsekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden Organ ve Doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur. Madde 11- Bu konunun uygulanması ile ilgili olarak tıbbi ölüm hali, bilimin ülkede ulaştığı düzeydeki kuralları ve yöntemleri uygulamak suretiyle, biri kardiyolog, biri nörolog, biri nöroşirürjiyen ve biri de anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanından oluşan dört kişilik hekimler kurulunca oy birliği ile saptanır. Madde 12- Alıcının müdavi hekimi ile organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklini gerçekleştirecek olan hekimlerin, ölüm halini saptayacak hekimler kurulunda yer almaları yasaktır. Madde 15- Bu kanuna aykırı şekilde organ ve doku alan, saklayan, aşılayan ve nakledenlerle bunların alım ve satımını yapanlar, alım ve satımına aracılık edenler veya bunun komisyonculuğunu yapanlar hakkında, fiil daha ağır bir ceza gerektirmediği takdirde iki yıldan dört yıla kadar hapis ve 50.000 TL’den 100.000 TL’ye kadar ağır para cezasına hükmolunur.

Diyanet İşleri Ne diyor? Müslümanlık organ bağışı konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıktır ve organ bağışıyla hayat kurtarmanın sevap olduğunu bildirmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 1980 yılında aldığı karar aynen şöyledir: “Başkanlığımız Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 6.3.1980 tarih ve 396 sayılı uzun kararı ile organ naklinin caiz olduğunu bildirmiştir. Bu karara göre organ nakli için şu şartlara uyulması gerekmektedir. 1.Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayati bir uzvunu kurtarmak için bundan başka çarenin olmadığının mesleki ehliyet dürüstlüğüne güvenilen bir tabib tarafından tesbit edilmesi. 2.Hastanın bu yoldan tedavi edileceğine tabibin zann-ı galibinin bulunması. 3.Organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması. 4.Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir. Yine aynı kararda "Sizin organınızı verdiğiniz kişinin yaptığı iyilik ve fenalıktan tamamen kendisi sorumludur." denilmektedir. Bağış kartınızı yırtıp atmanız yeterlidir.Bu konuda ÖZGÜRSÜNÜZ!!! Kur’an-ı Kerim’de de "Kim bir insana hayat verirse onun tüm insanlara hayat vermişçesine sevap kazanacağı" beyan olunmaktadır. (Maide suresi,Ayet 32) Ayrıca Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm ve diğer dinler de, organ bağışını insan sevgisinin bir parçası olarak kabul etmektedirler ve bu alandaki çabaları destekledikleri gibi, din kurumları organ bağışının yaygınlaşması için özel çabalar yürütmektedirler. Sonradan fikir değiştirirsem..? Ne yazık ki insan ancak organ alıcısı durumuna gelince organ bağışının önemini fark edebiliyor. Herkes organ bağışında bulunmalı, yakınlarını bu konuda bilinçlendirmeli ve ancak bu sayede ihtiyacı olduğunda organ bulabileceğini bilmelidir. Bir çok hasta bağışlanmış bir organ için beklerken ölmektedir. Bağışlanmış bir organ, başarılı bir nakilden sonra, gerçek bir yaşam armağanıdır. Sonradan fikrinizi değiştirirseniz, bağış kartınızı yırtıp atmanız ve bu karar değişikliğinizi ailenize bildirmeniz yeterlidir.Bu konuda özgürsünüz. Sadece belirli organlarınızı bağışlamak isterseniz bu da mümkündür. ” SİZ, BİR YAŞAM ARMAĞAN ETMEKTESİNİZ” ULUSAL KOORDİNASYON MERKEZİ Organ ve Doku Nakli Hizmetlerinin başarıyla ulaşılabilmesi için Sağlık Bakanlığı’na,Milli Eğitim Bakanlığı’na, Üniversitelere,Diyanet İşleri Başkanlığı’na,Gönüllü Kuruşlara,yazılı ve görsel basına ve tüm halkımıza görev düşmektedir.Bu amaçla Sağlık Bakanlığı,Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemini (UKS) kurmuştur.Ulusal Koordinasyon Sistemini yürütmek amacıyla Ulusal Koordinasyon merkezi ve buraya bağlı Bölge Koordinasyon Merkezleri oluşturulmuştur.UKS’nin amacı bağışlanan organ ve dokuların tıbbi etik anlayışına uygun, adaletli bir şekilde,en uygun alıcıya naklinin sağlanmasıdır.Ülkemizde, Organ ve Doku Nakli bekleyen tüm hastaların kayıtları UKS içerisinde Ulusal Koordinasyon Merkezi’nde bulunmaktadır. Ulusal Koordinasyon Sisteminin yürütülmesi amacıyla Bakanlığımız Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı olmak üzere;Ankara’da Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Merkezi (UKM) ile, Ankara,İstanbul,İzmir,Antalya,Adana ve Kayseri illerinde Bölge Koordinasyon Merkezleri kurulmuştur. Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar,tüm dünyanın olduğu gibi,ülkemizin de önemli sağlık sorunlarından biridir.Organ ve doku nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Kalp ve karaciğer nakli bekleyen hastalar, uygun organ bulunamadığı takdirde yaşamlarını kısa bir süre içinde kaybetmektedir. Bugün 30.562 kronik böbrek yetmezliği hastası diyaliz cihazlarına bağlı olarak ‘bir gün böbrek nakli bulabilmek umuduyla’ yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.Nakli bekleyen hastaların bazıları ise tedavi olabilmek umuduyla yurt dışında çareler aramaktalar. |